Suphi Nejat Ağırnaslı; Öfke, Umut ve Hakikat – Ozan Horoz

Suphi Nejat’ın mektubunda geçen “hakikat arayışçılığı” yeni bir dünya tahayyülünün ve buna eşlik eden “hayal gücünün iktidarını” öngörür. Hakikat arayışçılığı bundan kaynaklı önemlidir. Oluş halinde olana, olmamış ama hayal edilene ve edilecek olana dair bir arayış. Bu arayışın tükendiği yerde, tıkanmanın olacağına dair olan gönderme. Suphi Nejat’ın, hayatında cisimleşen arayış Kobanê’dir.

OZAN HOROZ- (ETHA, Kasım 2014)

Bir dönem aynı evi, hayatı, masayı, barikatı paylaşmış bir yoldaşı olarak onu yazmak gerçekten çok zor. Birçok farklı mecrada, yayında üzerine sayfalarca yazı yazıldı, yazılmaya da devam edecek gibi. Nejat, her geçen gün yokluğu daha derinden hissedilecek bir yoldaşımız, dostumuzdu. Bunun birkaç nedeni var. Çünkü, ona çarpan, dokunan, okuyanların algı dünyalarını yapı söküme uğratan usta bir yapıcıydı. Kıymeti bu yüzden her geçen gün daha da anlaşılacak olan eyleminin vurucu gücü ve temelde komünist etiğin nasıl örüleceğine dair yaptığı, eyleminde cisimleşen duruşu; hayal, fikir ve eylem dünyamızı, soru sorma düzeyimizi derinden sarsacak bir etkiye sahip. Bu da yokluğunu her geçen gün daha yakıcı hale getirecektir. Bu yan tartışmaya açık olmayan, ilksel olan yandır bizler için. İlk olarak Nejat’ın yüzüne tanık olundu, sonra akademik “başarılarına’’ daha sonra birçok yoldaşını ve kamuoyunu derinden sarsan mektubundaki sözlerine…
Mektubunda en çok öne çıkan taraf sıradanlık vurgusu. Bu onun fikir dünyasının aslında kısa bir özeti gibi algılanmalı. Yalnız bu vurgu, kısa olduğu kadar altını ören eylemiyle birlikte bir bedenin nasıl bir manifestoya dönüşebileceğine dair de bir gönderme taşıyor. Bizler, dostları ve yoldaşlarının hayatında yarattığı temel yarılmada bu vurgunun altını dolduruş şekliyle başlıyor.

Bizlerin hayatlarında yarattığı yarılma, hem akademinin, hem de bir bütün komünist hareketlerin kendilerine sorular sormaya başlamasına sebebiyet vermek içindi. Kobanê, Türkiye solunun neresinden geçer, Kobanê bizim neremizden geçer, her şeyin bu kadar şeyleştiği ve büyüdüğü bir dünyada çocuk kalma istediği ve bu cümlenin sonundaki hayal gücü vurgusu ne anlam ifade ediyor?

NEJAT HAKİKAT ARAYIŞÇISIDIR

8 yıllık dostluğumuzun, mesaimizin ve onun hayatına tanıklıklarım üzerinden bu kavramların altını doldurmaya çalışmak ve aslında Nejat’ı sizlerle konuşturmaya çalışmak gayreti içerisinde olacağım. Nejat’ın yazdıkları, bu anlamda ona dair tanıklıkların belki de yaşayan en canlı örnekleridir. Yazı dilinde olmazsa olmazlarından birisi her metninin istisnasız bir soru ile başlaması. Bu soru ve arayış onun eylemini yönlendiren bir pusula işlevi görüyordu. Diyalektik bir ilişkiye atıfta bulunmanın dışında bu tarz, devrimci ve sol hareketin, Marksizmle ilişkileniş tarzına ve Marksizmin yöntemine ilişkin kavrayışına dair esaslı bir eleştiriyi de içinde barındırıyor. Hazır cevaplar ve bu hazır cevapları besleyen komünist ve toplumsal muhalefet hareketlerinin eyleme istenci, onun yazılarındaki temel karşıtlık ve sola dair temel eleştirilerinden birisidir. O, her yazısında sıkıntı gördüğü bir yanı, karşısında canlı kanlı bir kişi varmış gibi tartışır-tartıştırırdı. Bu metinlerinin dilindeki zenginliği de temelde besleyen en önemli yanlardan birisiydi. Mevcut kalıplaşmış kadro ve parti modelleri üzerinden ve bir bütün reel politikaya dair “öğretilmiş eylemciliğin-eylemin” kalıpları dışarısına çıkarak, yeni bir kitle hareketi ve kadro hareketi yaratmanın peşinde koşuyordu.

İşte tam bu noktada “Her yürek devrimci bir hücredir, hayal gücü iktidara” sözü anlam kazanmaya başlar. Toplumsal formasyonu ve kapitalist üretim ilişkilerine içkin olan, “Büyük Kapatılma” ve distopyaları doğrulayan, dar pratikçi edimlerin dışında; çocuk kalma gayreti ve buna eşlik eden fikirsel zenginlik çerçevesinde Nejat’ı anlamlandırmak ve anlamak daha doğru olacaktır. Günlük hayat ve pratikle ilişkisi içerisindeki geçimsizlikleri bundandır. Çünkü Nejat, bir hakikat arayışçısıdır. Günlük ilişkilerde idareci değildir, biri hakkındaki düşüncelerini direkt karşı tarafa müdanasız şekilde söylemesi bu komünist etiğin gereğidir. Tıpkı Kobanê örneğinde olduğu gibi. Bu anlamda Nejat’ın Kobanê pratiği, bir komünist etiğe davet ve bu meseleyle ilişkisini sadece dergi köşelerinde destek vererek geçiştiren ama bir sonraki sayfasında İspanya iç savaşındaki Enternasyonal Tugaylar’dan dem vuranlara pratik, eylemli yanıttır.

Mektubunda vurguladığı haliyle ‘hakikat arayışçılığı’ vurgusu insanların anlam dünyasında ve açıklamalarında bahsedildiği haliyle yanlış ifade ediliyor. Bu yüzden bu durumu açmakta fayda var.

Gerçek ve hakikat arayışçılığını kategorik olarak ayıran temel yan; gerçek, epistemolojinin ve bilme edimlerinin kendisine dair bir gönderme taşırken; hakikat arayışçılığı, yeni olana ve yeni kırılma, alt üst oluş süreçlerinin eyleminin ve toplumsal formlarına dair bir gönderme taşır. Gerçek bilgi-bilmek ve hakikat arayışçılığı arasındaki o ince ve temel fark, bilginin üretim merkezlerine ve bu bilgiyi finanse eden tekellerin algı dünyasına dair söylenebilecek her şeyin, kapitalizmin ve onun savunucularının iz düşümleriyle dolu olduğu muğlak bir alandır. Bu yüzden Nejat’a göre komünistler hakikat arayışçılarıdır. Özetle: Suphi Nejat’ın mektubunda geçen; “hakikat arayışçılığı” yeni bir dünya tahayyülünün ve buna eşlik eden ve “hayal gücünün iktidarını” öngörür. Hakikat arayışçılığı bundan kaynaklı önemlidir. Oluş halinde olana, olmamış ama hayal edilene ve edilecek olana dair bir arayış. Bu arayışın tükendiği yerde, tıkanmanın olacağına dair olan gönderme. Suphi Nejat’ın, hayatında cisimleşen arayış Kobanê’dir. Bir hayalin peşinden gitme ve bunu çok isteyerek, modern dünyanın Nejat’ı kodladığı bütün vasıfları paramparça ederek ve devrimci bir yerden kurma edimiyle yapmak. Bunu o mektubun kısa özetinde bahsedildiği şekliyle bir tercih de bulunacak kafa ve bilinç düzeyiyle yapmak. Diyalektiğin öbür tarafına geçerek yapmak yani. Nejat’ın fikir dünyasının ve eylemini oluşturan temel yan, kapitalizmi bir iç savaş toplumu olarak öngörmesinden kaynaklanmaktadır. Yine mektubunda bahsettiği sıradan bir genç olarak, sıradan çelişkileri bireysel oldu kadar toplumsal çelişkilerdir. Yani kapitalizme dair, ona içkin olan çelişkilerdir. Bu çelişkileri derinleştirmek ve toplumsal kopuş ve kırılmaları yaratacak olan “sıradan emekçi insanların hayatını büyüleyecek, sıradan kahramanlar çıkaracak büyük bir çıkışın tohumlarını, hakikat arayışçılığının öncü ve artçı örgütünü yaratmanız dileğiyle” biten mektubun son bölümünde rafine olan durumdur. Bu aynı zamanda komünist etik, hakikat arayışçılığına yaptığı göndermelerin dışında konunun muhataplarına bir bütün davet ve gönderme de taşımaktadır.

MEMUR ZİHNİYETLİ DEVRİMCİLİĞİ DÖNÜŞTÜRME

Eylemini ören güçlü paradigmalar ve paradigmaları diyalektiğin en altın yasalarından birisi sayılan çatışma temelinde dizayn eden ve yeni bir soruyla bitiriş yapan bir arayışçılık onun yazı işiyle kurduğu devrimci disiplinin görüngüleridir. Emeğe yabancılaşma ekseninde ele alınması gereken memur zihniyetli devrimciliği dönüştürecek olan soru sorma ve bu sorulardan çıkacak olan zıtlıklara, antagonizmalara bir gönderme ve her aşamasında kendini katma söz konusudur. Bu da devrimci eylemini ören altın yasadır. Hem eyleminde hem de bu eylemi ören pratik edimlerindeki sıradanlık vurgusu ve sıradan emekçileri büyülemek meselesi; “Kiraz Mevsiminin Şarabi Eşkiyası Olmak Varken” başlıklı yazısında vücut bulan durumdur.

Piyasanın, “eski solcuların” romantizmle suçladıkları bizleri, gerçeklik ve rasyonellik davetine hayal gücü ve yeni bir anlamlar dünyası kurmak için yola düşüşün ve hayal gücüne davetin yazısıdır Suphi Nejat’ın kaleminden dökülenler.

Suphi Nejat Ağırnaslı, bizlere, dostlarına, yoldaşlarına koskocaman bir soru bıraktı. Ve bu soruyu kendi hikayesinde hiçbir soru işaretine mahal vermeyecek şekilde yaptı. Kendi hikayesinin, sıradanlığını ve ulvi olmayan yanını beraberine katarak, büyük bir anlatının, hikayenin ve düşün içerisine kattı. Geriye bu hayatı, gündelikte hiç ciddiye almayan yanı ve dünyanın bütün meselelerini kendi sırtında taşır gibi yüklendiği öfkesi, umudu ve hakikat arayışçılığı bizlere kaldı.

one cıkanlar